Ey rızkı dilediğine bol, dilediğine ölçülü veren; kullarını zenginlikle de fakirlikle de imtihan eden Alemlerin Rabbi! Hamd, hiçbir kuluna zarar vermeyen, dertlerini dermanına katan Sana mahsustur.
Rabbimiz! Sana el açıyoruz: Omuzlarımızdaki borçların ağırlığından, taksitlerin gölgesinde kısalan gecelerden, “yarın ne olacak” kaygısıyla burulan yüreklerimizden Sana sığınıyoruz. Kimimizin alın teri kurumadan alnına yeni bir borç yazıldı; kimimizin emeği, ummadığı bir kıtlığın sofrasına aktı. Biz bunu istemedik; hayat dalgası önümüze çıktı ve tutunacak dal olarak yalnız Seni bildik.
Ya Rezzâk! Medyen yolculuğunun yorgunluğuyla “Rabbim! Bana indireceğin her hayra muhtacım” diyen Mûsâ’nın (a.s.) hâlini bilirsin; aynı dille biz de diyoruz ki: İndireceğin her hayra muhtacız. Helâl kazancı bollaştır, harama uzanan eli kalbimizde yara yapma. Borcunu vadesinde, kimseye huzursuzluk vermeden ödemenin ferahlığına erişen; sonra da şükrünü infakla gösteren kullarından eyle.
Ya Fettâh! Rızık kapılarımızın önüne kapılarına aç. Alın terimizi bereketlendir; emeğimizin karşılığını zayi etme; bize uzanan ellere, bizi bekleyen fırsatlara gözümüzü aç. “Allah’ım, beni helâlinle yetindir, haramından uzaklaştır; lütfunla kimseye muhtaç etme” niyazı, dilimizin sürekli duası olsun.
İlahî! Bu dar günlerde bize dünyanın asıl borcunu hatırlat: Sana kulluk borcundan gafil kılma. Maddî sıkıntı bizi manevî zenginliğe koştursun; yoksulluğumuz şükürsüzlük etmesin. Salât ve selâm, borcundan Allah’a sığınan Efendimiz’e (s.a.v.), âline ve tüm müminlere olsun. Âmîn.